Haftanın Gündemi

EY HALKIM; Düşünüp, öğüt almak için, okumadın Kur’anı, Akıntıya kürek çektin, boşa geçirdin her anı. Anlayarak okusaydın rahmet yüklü Kur’anı Gönlüne merhem olur, sarardı bütün yaranı. (a.k.u

Ziyaretçi Defteri

Hayırlı olsun 10-08-2013
Yeni web siteniz hayırlı olsun. İyi çalışmalar
Tüm Notlar <-

Üye Girişi

  • Makale gönder
  • E-posta :
  • Şifre :
  •  

Arama

Sosyal Medya

OKU=İKRA (ALAK SURESİ-2)

2457'kez görüntülendi
OKU =İKRA ( ALAK SURESİ-2) Toplumsal çürümüşlüğün hat safhaya ulaştığı şu içinde yaşadığımız modern çağın, vahyin ilk buyruğunun nüzul edildiği çağ ile sadece araçların değişimi dışında fazlaca bir farkı yoktur. Çünkü insanların değişmez özelliğinin bulunduğu ve değişmez özelliklerine de, ancak değişmez ilahi müdahale/inşa projesinin uygulanmasıyla her şeyin yerli yerine oturacağı ve çürümenin yerine sağlıklı, insan kimyasına/fıtratına uygun bir yaşamın sağlanacağı ( Altın Oran) ilk bölümde dile getirmeye çalışmıştık.

Oku” İlahi buyruğun, salt bir kitap okuma olmadığını (okumanın erdeminden bahsedilir ama halkımız kitap okumayı da ihtiyaç listesinin iki yüzüncü sırasına bile koymuyor) belirtmiştik. Bunlara ek olarak diğer bir sorunda, İslam’a nispet eden insanların peygamberimize yüklediği insanüstü vasıflardır/sıfatlardır. Allah (cc) ait olan sıfatların peygamber için de kullanıldığına tanık olmaktayız.(kâinatın efendisi, Allah’ın sevgilisi anlamına gelen Habibullah vd. gibi).

Bu çarpık anlayış, İslam’ı hayattan koparmaya/soyutlamaya yetmiş ve İslam’ın normal bir insanın yaşanmasının çok zor bir din olduğu, bu nedenle herkesin onu yaşayamayacağı, “bu dini ancak peygamber ve onun arkadaşları yaşayabilir” anlayışına itmiştir. “Allah, kimseye gücünün üstünde yük yüklemez” (Bakara-286) buyruğuna rağmen. O, Hz. Peygamberdi, biz “Onun tırnağı bile olamayız” denilmiş ve gaybla ilgili; ”Deki ben gaybı bilmem” (Enam-50, Araf-188) ilahi buyruğa rağmen gaypla ilgili birçok sahte hadis uydurulmuştur. (İstanbul’un fethine atfen uydurulan hadis gibi) Bununla da yetinilmemiş “Deki ben ancak sizin misli bir insanım” (Kehf-110 Fussilet-6)) ayeti varken, insani kimliği Hristiyanların Hz. İsa (as) için; “yüzde yüz insan, yüzde yüz ilah”, (Matta 28/61, Yuhanna 2/24-25) şirk anlayışına benzer bir kimlikle anar olmuşlardır. Allah’ı (cc) haşa; “ete kemiğe büründü Mahmut gibi göründü” küfrü gibi. Bu çarpık anlayışı, Kur’an kesinlikle reddeder. (İhlas-1-3)

Ve bu zihniyetin hem çok büyük şirk ve hem de Allah’a (cc) ve peygambere büyük bir iftiradır. Peygamberimizin ümmi olması demek, (okuma, yazma bilip bilmemesini bir kenara koyalım) yani hiçbir dini, alt yapısının bulunmadığı, din konusunda hiçbir eğitim almadığı ve bununla ilgili, her hangi bir “kitap okumadığı ve bu konuda her hangi bir yazı da yazmadığı” demektir. (Ankebut-48).

Vahyin, kendine iletilerek “elçilik görevi verileceği beklentisi içinde de olmadığı” (Kasas-86) “Kitap nedir, iman nedir bilmediği” (Şura-52), “seni delalet içinde bulup hidayet yolunu göstermedi mi?” (Duha-7) ayetlerin iletilmesine rağmen, doğumu, (mevlit denen içinde birçok şirk barındıran şiir gibi) çocukluğu, gençliği ile ilgili olağan üstü! Olayların yaşandığı, onu hayattan dışlayan (meleksi bir konum biçilmesi) hiçbir sorunu bulunmayan, cansız varlıkların dahi onun emrinde olduğuna inandırılmıştır.

Hatta vefat ettiğinden işitip duymamasına rağmen (her can ölümü tadacaktır. Ankebut-57) yardım bile talep edilmiştir “yetiş ya Muhammed, ya Ali” gibi ancak “yalnız sana kulluk ederiz ancak senden yardım isteriz” (Fattiha-5) ayeti göz önüne alınmadan. Cahil bırakılmış halk kitleleri de bu anlayışı (peygambere saygı/sevgi adına!) gözü kapalı olarak söylenenleri kur’an-i süzgeçten geçirmeden maalesef teslim olmuşlardır.

Peygamberimize ve onun arkadaşlarına (sahabe=sohbet arkadaşları) biçilen bu insanüstü roller nedeniyle insanların Kur’an-i Kerimi sadece okuyup üflenerek sevap kazanılan (ölüler içinde), rızkın genişlemesi, kısmetinin açılması, sınavların kazanılması v.b sorunlarının giderileceği anlayışı benimsemesine itmiştir. Vahyin insanın psikolojisini (yani gönül gözünün açılarak en sıkıntılı anlarda bir çıkış kapısı açarak rahatlama sağlayacak) ve hayatının tümünü şekillendirecek “göğüslerde olana şifa, yol göstericiliği ve rahmet” olma Yunus-57) özelliği es geçilmiştir.

Kısaca, her yanı lime lime olarak çürümüş siyasi, sosyal ve ekonomik hayatın, insan kimyasıyla uygun olanla şekillendirilmesi için bizim gibi yüzde yüz insan olan peygamberimize indirilen vahyi, insan hayatından çıkartmanın en etkin/şeytani yolu olan yukarıda da açıklamaya çalıştığımız gibi peygamberin melek yapılması (hatadan ari) kitabı da sevap kazanma aracı olarak kullanılması olmuştur. Aslında peygamberin melek yapılması insanın şark kurnazlığıdır. Onu melek yaparsak yaşadığı dini de hayattan kovarız anlayışı.

1)
İnsanı alakadan yaratan, ona bilmediği şeyleri ve yazmayı öğreten, sınırsız ikram sahibi Rabbin adına davet et. 

 Bu ilk beş ayet demetinin içeriğine baktığımızda, bir yaratıcının olduğu ve birde yaratılanın bulunduğu, iki taraftan söz edebiliriz. Yaratan gücün ("Rabb" sıfatı; mâlik, yaratıcı, sâhip, bir şeyi ıslah eden, terbiye eden, efendi anlamlarını ifade etmektedir.) yarattığı insanın yaratılma sürecinden bahsederek Kendisinin sonsuz kerem sahibi/cömert olduğunu, insanın ise anılan hiçbir şeyken güzel bir şekilde yaratıldığı. (ahseni takvim Tin-4 İnfitar-7) Tüm bilgilerin kaynağının Allah (cc) olduğu ve bu bilgiyle insanı donatarak, kalemle yazmayı öğrettiği hatırlatılarak. insanın kendini “alçak dağları ben yarattım” havalarına girmemesi ve hâddini bilmesi demektir.

Çünkü çürümüşlüğün asıl sebebinin insanın hâddini bilmemesinden kaynaklanmaktadır. Haddini bilmeyen (Allah’ın razı olmadığı kul) kulların Kabil olup kardeşi Habil’in kanını dökecek eylemi gerçekleştirecek kişiliğe bürünecektir. (güncel olması nedeniyle Boğaza üçüncü köprüye Yavuz Sultan Selim adını verilmesi ile ilgili olarak yapılan tartışmalarda bu padişahın saltanatın devamı için iki öz kardeşini öldürtmüştür. Anadolu Türkmenlerinin bir kısmının Safevi hükümdarı Şah İsmail’e yönelimi engellemek için Şah İsmail’le savaşması, Şah İsmail’in ise Anadolu

Türkmenlerine kendi inanç sistemini transfer ederek nüfuz elde etme çabaları neticesinde her iki Türk Hükümdarının bu nüfuz ve güçlü iktidar olma uğruna sayısız insanın ölümünün müsebbibidirler. Batılıların; birinci, ikinci dünya savaşları ve tarihe yüz yıl savaşları olarak geçen savaşları, ABD’nin kuzey-güney savaşları vd. bize gösteriyor ki insanlar Altın Oran olan vahiyden uzaklaştıkları zaman beşeri ideolojilerin kısgacında yukarıdaki eli kanlı bir kimliğe bürüneceğidir.)

Bu nedenle çürümenin olmaması için insanların ilahi yaşam projesine (Altın Oran) uygun yaşam sürmeleri gerekir. Aksi halde, dün olduğu gibi bu günde Kabil’ler, nefislerine yenilerek kardeşleri Habillerin kanını dökecek, yeryüzünde ekini ve nesli yok ederek, dini/kuranı yasaklayacak ya da çarpıtacak ve eşkıya/Kabil dünyaya hükümdar olmaya devam edecektir. Rabbimiz, Peygamberimize şunu söylüyor; üyesi olduğun faziletliler hareketinin (hılful füdul) gözlemlediği ve cephe alarak yok etmeye çalıştığın(ız) toplumun çürümüş yapısını, beşeri/nefsi metotlarla çözmeye çalışma. İyi bil ki Allah’a rağmen böyle bir girişimin, insan için ilahlık iddiasıdır ve hiçbir insanın böyle bir hakkı yoktur.

Bununla birlikte hiçbir beşeri proje ya da projelerle doğru yolu, (Leyl-12)/Altın Oranı hakkıyla yerine getiremeyeceğinden ancak “Yaratan rabbin buyruklarıyla (bu kuranla Furkan-52) ve onun adına hareket ederek, ıslah mücadelesine girişebilirsin, çürümüş yapılara karşı cephe alabilirsin ve altın oranı (asr-ı saadet) o zaman gerçekleştirebilirsin(iz)” demektir. (Burada sosyolojik bir gerçeği dile getirmek gerekir. İnsanların hayatına kural koyma hakkının Allah’ın, (cc) hakkı olmasına rağmen, (Yusuf-40 Araf-54) kural koymaya kalkanlarda; devlet dâhil bir örgütün kurucusu veya üyelerinde şöyle bir kibirlenme meydana getirmektedir.

“Bu örgütü/devleti/sistemi ben/biz kurdum, kanunları ben/biz yaptım, o halde kurucuya veya kurucuların bu kanunlardan/ilkelerden hatta eleştirilerden muaf olduğu için bana/bize kanunlar/yasalar/eleştiriler işletilemez.” 12 Eylül darbesini yapan Kenan Evren ve birçok lider ve onların savunuculuğuna soyunanların ifadeleri gibi) Yani, Yüce Allah, (cc) peygamberimize ilk beş ayette şunu söylüyor; Madem, kötülükleri yok etmek için herhangi bir yol haritasının/rehberinin olmadığı bir faaliyet içerisindesin(iz) ve el yordamıyla bir şeyler yapma kararındasın(ız).

O halde benim sana emrettiğim şekilde/tarzda/ metotla (bu Kur’an-la Furkan-52) bu inkılabı gerçekleştirmek için çalışmaya/uyarmaya başla. (Müddesir-2) Kur’an-i olmak büyük bir ahlaka sahip olmak demektir. (Kalem-4) Buna ilaveten şunları da gerçekleştirmek zorundasın;
Elbisen(iz) temiz olmalı (takva elbisesi), Pislikten (şirkten) sakınmalısın(ız). Yaptığını çok görerek başa kakmamalısın(ız). (Müddesir 4-6)

Yukarıdaki ayeti kerimeler peygamberde ve onun şahsında davetçi Müslümanların bu yola başlarken ahlaki alt yapının/donanımının sağlam olması gerektiği emredilirken, bu kişilik ve vahyi altyapısı bir tamam olduktan sonra harekete geçmeli ve uyarma görevine o zaman başlanmalıdır.

Yalnız bu görev esnasında seni bu yoldan caydıracak, senin üzerinde olmayan sıfatların (mecnun, cinlenmiş Kalem-2 vs. gibi) yakıştırılacağını ve senden olağan üstü şeyler isteyeceklerini de unutma. (Bakınız Isra 90-93) Bu yolda yapayalnız kalabilirsin, o zaman O çok vefalı ve tek başına ümmet olan büyük baban İbrahim’i hatırla. Ömür boyu mücadelende bir elin parmakları kadar inanmış ve hatta karın ve çocuklarından da iman etmeyenlerden olabilir ve o zaman halkının arasında 950 yıl kalan Nuh peygamberi düşün. “

Sakın Yunus gibi halkına kahredip görev mekânını terk edeyim deme”
(Kalem 48-49) ve “Rabbin için sabret”. (Müddesir-7) Ayrıca, “şunların hiç birine boyun eğme; Yemin edip duran aşağılık, Daima kusur arayıp kınayan, hep lâf götürüp getiren, Hayra engel olan, saldırgan, günahkâr, Kaba ve haşin, sonra da kötülükle damgalı, Mal ve oğulları var diye (böyle davranır).-
Kendisine ayetlerimiz okunduğunda: "Eskilerin masalları" diyenleri.(Kalem 10-15) Hatta benim yolumun tavizsiz savunucularından olan Meryem oğlu İsa gibi 12 arkadaşından (havariler) Mathias tarafından satıldığı gibi satılabilirsin. Zekeriya ve Yahya peygamberler gibi şehitte edilebilirsin(iz). Ancak her halükarda “üzülmeyin gevşemeyin iman etmişseniz benim katımda mutlaka siz üstünsünüz.” (Ali İmran-139) “Çünkü üstünlük takva iledir” (Hucurat-13)

6- Hayır! Doğrusu insan azgınlık eder.7- Kendisinin muhtaç olmadığını zannettiği için. 8- Muhakkak ki dönüş mutlaka Rabbinedir.
Bu ayeti kerimelerin bize verdiği mesaj açıktır. İnsanoğlunun Allah’a (cc) tamamen bağımlı olmasına rağmen bunun unutulması veya önemsenmemesi durumda yani kendini yeterli görmesi durumunda azacağı kesindir. Yukarıda birçok örneğini verdiğimiz ataları Kabil ve onun benzerleri kişiler gibi şeytanla şirket kurarak elini kana bulayacak kardeşlerinin kanını dökecektir. Ancak bu yaptıkları onların yanına kar kalacağını sanma, (İbrahim-42) dönüşün yine Bana olacak ve bunun hesabı sizden sorulacaktır. (Naziat 34-38) demektir.

9-10- Salat ederken, bir kulu engelleyeni gördün mü?11- Gördün mü ya o doğru yolda olur,12- Veya kötülüklerden sakınmayı emrederse?13- Gördün mü, ya bu yalanlar, yüzçevirirse,14- O adam, Allah'ın kendini gördüğünü hiç bilmiyor mu?15-16- Hayır, hayır! Eğer o, bu davranışından vazgeçmezse, and olsun ki biz, onu perçeminden, o günahkâr ve yalancı perçeminden tutup cehenneme sürükleriz. 17- O zaman o taraftarlarını yardıma çağırsın.18- Biz de Zebanileri çağıracağız.19- Sakın onu dinleme de (Rabbine) secde et ve yaklaş.

Bu ayeti kerimelerin uyarı yapmak için halka yönelmek isteyenlerin karşılaşacağı engellemeleri dile getirmektedir. Vahye, cephe alanların davetçileri bu yoldan geri döndürmek için her türlü şeytani girişimin/spekülasyonun yapacağının bilinmesi istenmektedir. Yapılan engellemenin, Allah’ın (cc) gözetimi altında olduğu, engelleyici insanların yaptığı bu engellemenin günah olduğu ve bundan vaz geçilmesi emredilmektedir. Bu engelleyici güruhun yanında bulunan askeri gücün, Allah’ın (cc) zebanilerine karşı hiçbir gücünün olmayacağı ve yenik düşürülerek cehenneme sürüleceği ifade edilerek bu kâfirlerin yapmış olduğu bu hareketlerin seni yolundan caydırmasın ve secde/teslimiyet göstererek davana sahip çık. İyi bil ki bu teslimiyetin seni Allah’a (cc) yaklaştıracağını da unutma.

Yazan: A.Kerim ULUDOĞAN Ekleme Tarihi: 2013-08-10 , Kategori: Makale

Bir Ayet

Kitaptan sana vahyolunanı oku, salatı da eda et Çünkü salat(islami değerler) insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah’ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah, yaptıklarınızı biliyor. Ankebût Sûresi 45

Hikmetli Bir Söz

Nerede olursan ol Allah’a karşı gelmekten sakın; yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran.(Kırk Hadis)

Ne Okuyalım

f
Tüm hakları saklıdır © 2013
kerimuludogan@hotmail.com